Doç. Dr. Cengiz ANDAN

İkinci Görüş Alın

Bekârlarda Miyom Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Miyom tanısı alan bekâr hastaların hekime gelmesini geciktiren şey çoğu zaman miyomun kendisi değil; muayene ve ameliyatın kızlık zarına zarar vereceği endişesi oluyor. Bu endişe anlaşılırdır, ancak bugünkü yöntemlerle karşılığı yoktur.

Kısa Cevap. Bekâr hastalarda miyom ameliyatı kızlık zarına dokunulmadan yapılır. Muayene ve görüntüleme karın üstünden ya da makat yolundan yapılabilir; cerrahi ise karın duvarındaki birkaç milimetrelik delikten, kapalı yöntemle uygulanır. Bu hastalarda öncelik rahmin korunması ve doğurganlığın sürdürülmesidir.

Bekâr hastalarda miyom değerlendirmesi ve cerrahi planlama — Doç. Dr. Cengiz Andan, İstanbul

Bekâr hastalarda tanı neden gecikir?

Miyom yalnızca evli ya da doğum yapmış kadınların sorunu değildir; yirmili yaşların sonundan itibaren görülme sıklığı artar ve bekâr hastalarda da sık karşılaşılır. Buna karşılık bu grupta tanı çoğu zaman gecikir. Nedeni tıbbi değil, sosyaldir: ağır kanama, karın ağrısı ya da halsizlik gibi şikâyetler aylarca, bazen yıllarca hekime taşınmaz; çünkü muayeneden ve ameliyattan çekinilir. Bu gecikmenin bedeli hafif değildir. En sık sonuç kansızlıktır; uzun süren ağır kanamalar demir depolarını tüketir ve halsizlik, çarpıntı, konsantrasyon güçlüğü gibi şikâyetlere yol açar. İkinci sonuç, miyomun büyüyerek daha zor bir cerrahiye dönüşmesidir. Oysa bu grupta hem muayene hem de cerrahi, kızlık zarına dokunulmayacak biçimde uyarlanabilir; hastanın bilmesi gereken asıl bilgi budur. Şikâyetlerin kanama ekseninde olduğu olgularda adet düzensizliği tedavisi değerlendirmesi de sürece dahil edilir.

Muayene nasıl yapılır?

Bekâr hastada jinekolojik değerlendirme öncesi hazırlık — Doç. Dr. Cengiz Andan, İstanbul
Muayene ve görüntüleme, hastaya göre uyarlanır.

Cinsel ilişki deneyimi olmayan hastalarda standart vajinal muayene yapılmaz. Değerlendirme hastanın durumuna göre iki yoldan biriyle yürütülür. Birincisi karın üstünden yapılan muayene ve ultrasondur; mesane dolu olduğunda rahim ve miyomlar karın duvarı üzerinden görüntülenebilir. Bu yöntem özellikle orta ve büyük boyutlu miyomlarda yeterli bilgi verir. İkincisi makat yolundan yapılan ultrasondur; ince bir prob kullanılır, kızlık zarıyla temas olmaz ve elde edilen görüntü kalitesi vajinal ultrasona çok yakındır. Küçük odakların ve iç boşluk ayrıntılarının değerlendirilmesi gerektiğinde bu yöntem tercih edilir. Hangisinin kullanılacağı hastayla önceden konuşulur; hasta bilgilendirilmeden ve onayı alınmadan hiçbir işlem yapılmaz. Bu şeffaflık, bu hasta grubunda güvenin kurulmasındaki en belirleyici adımdır.

Görüntülemede hangi seçenekler var?

Ultrason ilk basamaktır ve çoğu olguda karar için yeterli bilgi sağlar. Miyomun boyutu, sayısı, rahmin hangi katmanına yerleştiği ve iç boşlukla ilişkisi bu incelemede ortaya konur. Ultrasonun yetersiz kaldığı durumlar bellidir: çok sayıda odak varsa, kitle büyükse ve sınırları net değilse ya da iç boşluğa taşma derecesi tam ölçülemiyorsa MR devreye girer. MR tamamen dış bir incelemedir, hiçbir temas gerektirmez ve bu hasta grubunda rahatlıkla kullanılır; miyom haritasını en ayrıntılı çıkaran yöntemdir. Kanamanın ön planda olduğu hastalarda ayrıca kan sayımı ve demir düzeyi bakılır, çünkü kansızlık hem şikâyetleri açıklar hem de ameliyat planını etkiler. Tiroid ve hormon değerlendirmesi de kanamanın başka nedenlerini dışlamak için istenebilir. Bu basamaklar tamamlandığında, tek bir vajinal işlem yapılmadan eksiksiz bir tablo elde edilmiş olur.

Kaynak: ACOG — adolesan ve genç erişkinlerde jinekolojik değerlendirme.

Ameliyat kızlık zarını etkiler mi?

Hayır. Bu hastalarda tercih edilen yöntem laparoskopidir: karın duvarında açılan birkaç milimetrelik delikten girilir, kamera ve ince aletlerle çalışılır, miyom çıkarılır ve rahim duvarı katman katman onarılır. Vajinal yoldan hiçbir giriş yapılmaz, dolayısıyla kızlık zarıyla temas söz konusu değildir. Çıkarılan doku, karın duvarındaki deliklerden özel torbalar içinde alınır. Bu yöntem hem estetik hem de iyileşme açısından avantajlıdır; hastalar genellikle 1-2 gün içinde taburcu olur ve 2-3 hafta içinde normal yaşamına döner. İç boşluğa taşan submukozal miyomlarda ise durum farklıdır: bu odaklar normalde rahim ağzından girilerek çıkarılır ve bu yol bekâr hastalarda tercih edilmez. Bu olgularda ya kapalı karın cerrahisiyle farklı bir yaklaşım planlanır ya da hastanın durumuna göre önce ilaçla kanama kontrolü sağlanarak girişim ertelenir. Uygun olgularda süreç laparoskopik miyom ameliyatı olarak yürütülür.

Yöntemlerin karşılaştırması

Bekâr hastalarda yöntem seçimi, miyomun yerleşimiyle doğrudan bağlantılıdır:

YöntemKızlık zarıyla temasBekâr hastada uygunluk
Karın üstü ultrasonYokHer hastada ilk basamak
Makat yolundan ultrasonYokAyrıntılı değerlendirme gerektiğinde
MRYokÇok odaklı ve büyük kitlelerde
Laparoskopik miyomektomiYokTercih edilen cerrahi yöntem
Histeroskopik girişimRahim ağzından girilirGenellikle tercih edilmez
Açık cerrahiYokÇok büyük ya da yaygın olgularda

Tablodan çıkan sonuç nettir: tanıdan ameliyata kadar olan yolun tamamı, kızlık zarına dokunulmadan tamamlanabilir. Yalnızca rahim ağzından girilen histeroskopik yöntem bu grupta ayrı bir değerlendirme konusudur.

Doğurganlığın korunması neden önceliklidir?

Bu hasta grubunda cerrahi kararın merkezinde rahmin korunması vardır. Hedef, miyomu çıkarırken rahim duvarını gelecekteki bir gebeliği taşıyabilecek şekilde onarmaktır. Bunun için kesi yerleri, gereksiz kas dokusu kaybını önleyecek biçimde planlanır; onarım katman katman ve gerilimsiz yapılır; yapışıklığı azaltan önlemler alınır. Kapalı cerrahinin bu noktada belirgin bir avantajı vardır: açık cerrahiye göre karın içi yapışıklık riski daha düşüktür ve yapışıklık, ileride tüplerin işlevini etkileyebilen bir sorundur. Ameliyattan sonra gebelik planlanmadan önce 3-6 aylık bir iyileşme süresi beklenir; rahim duvarının derin onarıldığı olgularda doğum şekli sezaryen olarak planlanır. Doğurganlık kaygısı öne çıkan hastalarda değerlendirme infertil çiftin değerlendirilmesi başlığıyla birlikte ele alınır. Rahmin alınması, bu grupta ancak çok istisnai durumlarda gündeme gelir.

Kaynak: RCOG — doğurganlığı koruyucu miyom cerrahisi ilkeleri.

Ameliyat süreci nasıl ilerler?

Süreç, hastanın endişesini azaltmak için baştan sona anlatılır. Ameliyat genel anestezi altında yapılır; karın duvarına 5-10 milimetrelik birkaç delik açılır ve karın boşluğu gazla genişletilerek çalışma alanı oluşturulur. Miyom bulunduğu katmandan çıkarılır, rahim duvarı dikilerek onarılır ve çıkarılan doku torba içinde dışarı alınır. İşlem odak sayısına ve boyutuna göre genellikle bir ile üç saat arasında sürer. Hastalar çoğunlukla ameliyat gününün akşamı ayağa kalkar, 1-2 gün içinde taburcu olur. İlk hafta hafif ağrı ve şişkinlik olağandır; bu dönemde kısa yürüyüşler önerilir, ağır kaldırmaktan kaçınılır. Normal yaşama dönüş 2-3 haftayı bulur. Çıkarılan doku her olguda patolojiye gönderilir ve sonuç kontrol muayenesinde hastayla paylaşılır. Ameliyattan sonra düzenli izlem önerilir, çünkü rahim korunduğunda yıllar içinde yeni odaklar gelişebilir.

Sık Sorulan Sorular

Hayır. Tercih edilen laparoskopik yöntemde karın duvarındaki birkaç milimetrelik delikten girilir; vajinal yoldan hiçbir giriş yapılmaz. Muayene ve görüntüleme de karın üstünden ya da makat yolundan yapılarak temas olmadan tamamlanır.

Standart vajinal muayene yapılmadan tanı konabilir. Karın üstü ultrason çoğu olguda yeterlidir; daha ayrıntılı bilgi gerekirse makat yolundan ultrason ya da tamamen dıştan yapılan MR kullanılır.

Bu grupta rahmin korunması önceliklidir ve rahmin alınması ancak çok istisnai durumlarda gündeme gelir. Hedef, miyomu çıkarırken rahim duvarını gelecekteki bir gebeliği taşıyacak şekilde onarmaktır.

Bu odaklar normalde rahim ağzından girilerek çıkarılır ve bu yol bekâr hastalarda genellikle tercih edilmez. Bu olgularda ya kapalı karın cerrahisiyle farklı bir yaklaşım planlanır ya da önce ilaçla kanama kontrolü sağlanır.

Evet. Rahim korunarak yapılan ameliyatlarda gebelik mümkündür. Rahim duvarının iyileşmesi için genellikle 3-6 ay beklenir; derin onarım yapılan olgularda doğumun sezaryen olarak planlanması önerilir.

Kapalı yöntemde hastalar genellikle 1-2 gün içinde taburcu olur ve 2-3 hafta içinde normal yaşamına döner. İlk hafta hafif ağrı ve şişkinlik beklenen bir durumdur.

Şikâyet yoksa izlem makul olabilir. Ancak ağır kanama sürüyorsa kansızlık derinleşir ve halsizlik, çarpıntı gibi şikâyetler artar; miyom da büyüyerek daha zor bir cerrahiye dönüşebilir. Bu nedenle şikâyetli olgularda erteleme önerilmez.

Bu hasta grubunda en çok karşılaştığım şey, gecikmiş başvuru. Yıllarca kanamayla yaşamış, kansızlığı derinleşmiş genç hastalar geliyor; hepsinin çekindiği şey aynı. Ben ilk görüşmede muayeneden ameliyata kadar her adımın nasıl yapılacağını anlatırım, hasta onaylamadan hiçbir işleme geçmem. Kapalı ameliyatta vajinal yoldan giriş yoktur; bunu net söylemek çoğu zaman hastanın tedaviye başlamasına yetiyor.

Doç. Dr. Cengiz Andan
Doç. Dr. Cengiz ANDANOnline
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabilirim?